Hukuk Girişimciliğinin Altın Çağı

Hukuk nadiren girişimcilerle ilişkilendirilir. Avukatlar teamüle ve riski minimize etmeye odaklanan temkinli bir gruptur ve yenilikçi değil, stabil olma eğilimindedir. Girişimciler ise farklıdır. Müşteri memnuniyeti ve standart elde etmek için risk sermayesi kullanarak, piyasa boşluklarına yanıt olarak yeni iş modelleri yaratırlar. Girişimcilik; tutku, bilgi, vizyon, süreç, kaynak, uzmanlık, uygulama, raporlar, performans ölçümleri, iyileştirme, işbirliği, şeffaflık, ölçeklenebilirlik ve sermayeye erişim gibi kavramlar üzerinde yükselir.
Son dönemde girişimciler hukuk alanına yönelmeye başladı. Yasal hizmetlere erişim konusunda görünmeyen talebi karşılamanın yanı sıra kurumsal danışanlar için profesyonel manada farklılaştırılmış, verimli, uygun maliyetli, öngörülebilir, dijitalleştirilmiş ve ölçeklenebilir yasal ürün ve hizmetleri sunmaya başladılar. Girişimciler, hukuk danışmanlığını yeniden yapılandırmak ve kolay, uygun maliyetli erişim sağlamak için yasal, teknolojik ve süreç uzmanlığını ve sermayeyi bir araya getiriyorlar. Bir hukuk lisansı olmazsa olmaz değildir, ancak endüstri bilgisi ve sermaye gereklidir.
Hukuk girişimcinin altın çağına giriyoruz. Bu neden oluyor ve mesleğin ve endüstrinin geleceği için ne anlama geliyor?

Hukuki Kariyeri Güvenli Limandı

Bir hukuk lisansı mali açıdan istikrarlı, güvenli, sosyal açıdan saygın bir kariyer için pasaporttu. Bir hukuk diploması, ruhsat ve iyi maaşlı bir firma ortağı olmak kişinin kariyeri ve emekliliği için geri dönüşü olan iyi bir yatırım sayılırdı. En iyisi büyük bir firmada ortak olmaktı ve bunu başaramayanlar genellikle şirket bünyesinde avukat veya daha küçük firmalarda ortaklık ile yetinirdi.
Avukatlar piyasaları farklı açılardan kontrol ederlerdi – eğitim, ruhsat, barolar, uygulama ve etik standartlar, organizasyon yapısı, ekonomi ve hizmet sunma şekli. Tek bir şey sattılar – yasal uzmanlık – ve tekelleri vardı. Bu imtiyazlı tekel; ‘Avukat olmayanların’ – avukatlık ruhsatı olmayan herkesin – ‘hukuk uygulamasına’ sahip olmamalarını, yatırım yapmamalarını veya bunlarla meşgul olmamalarını sağlıyordu. Uygulamanın ne olduğuna karar vermek avukatların kontrolündeki eyalet barolarına bırakıldı – genellikle soyut kurallarla.  Avukatların bölgelerini işgal etmemesini sağlamak için, erişim bölgesel olarak sınırlandırıldı. Hukuk mesleği, ilk tasarımı gereği taşralı, dar görüşlü ve dışlayıcıydı. Avukatlar, müvekkillerine  şartlarını dikte ederek ve ‘hukuki’ olarak nitelendirdikleri ticari zorluklarını çözmek için tek başlarına yeterli olduklarını vaat etmeyi sürdürdüler.
Avukatlar, kendilerini toplumun geri kalanından farklı kılmak için dil, prosedürler ve tecrit edilmiş, homojen bir kültür geliştirdiler. Bu, “avukat/”avukat olmayan” bir dünya görüşünü destekledi ve yasal hizmetlerin sunumu üzerindeki hegemonyalarını korudu. Aynı zamanda avukat istisnailiği efsanesini de sürdürdü. Hukuk firmasının yapısal ve ekonomik modelleri, müvekkilin amacı veya değeri ne olursa olsun, tüm ‘hukuki işleri kontrol altına alamayan’ bir yaklaşımla avukatlara dayandırılmıştır. Ticari müşterilerle on yıllardır bu şekilde çalışmasına rağmen, bütçeler, fiyat öngörülebilirliği ve bilgi yönetimi, hukuk firmasının işleyişinin bir parçası değildi.
Hukuk firmaları arasındaki rekabet genellikle dostaneydi; her firmanın müşteri ‘ilişkileri’ vardı. Ortaklar veya müşteriler arasında çok az değişiklik olurdu. Bu, beyzbol gibi hukukun serbest oyuncu çağına girdiği 1970’lerde devam etti. Steve Kumble, Joel Hyatt ve Steve Brill, hukuk pratiğini hukuk endüstrisine dönüştüren ve bugüne kadar bir yol haritası oluşturan ilk üç avukat/girişimciydi.

 

İlk Hukuk Girişimcileri

Steve Kumble, on yıl içinde ülkenin en büyük, en güçlü ve yüksek profilli hukuk şirketlerinden biri haline gelen kibirli ve New Yorklu start up firması olan Finley Kumble’ın (FK) mimarıydı. Kumble, köklü ve prestijli firmalardan agresif bir şekilde yetenek avladı; bu, hukuk teamüllerine aykırıydı. FK, danışan simsarlarına ve yüksek profilli politikacılara,  göz kamaştırıcı ve birçoğu garantili tazminat paketleri sundu. Firma, şaşırtıcı bir hızla, coğrafi erişim imkanı ve medya kapsamı ile büyüdü. Kumble, firmanın bankacılık müşterilerinden büyük kredi imkanları sağladı ve ulusal müşterileri çekmek için tasarlanmış bir toplama stratejisine başladı.
Kumble, hukukun Gordon Gekko’suydu ve firma ortaklarını finansal başarılarını sergilemeye teşvik etti. ‘Öldürdüğünü ye’ atmosferini aşıladı ve ortakları buna göre besledi. ‘Ortaklık’, ortak bir marka adı altında faaliyet gösteren bir çarşıda ayrılmış çadırlardan oluşan bir koleksiyondu. Finley Kumble en iyi düşüşüyle hatırlanabilir, ancak firmanın gerçek mirası, bugün çoğu firmaya özgü olan kültürü, paylaşım modeli ve oluşturduğu acımasız rekabet gücüdür.
The American Lawyer’ın Kurucusu Steve Brill, hukuku bir endüstri olarak gördü ve keskin gözünü hukuk uygulamasının ekonomisine odakladı. Hukuk firması finansmanı üzerine yaptığı yıllık araştırması, ‘AmLaw 200’, hukukun işletmeye geçişinde bir dönüm noktasıydı. Brill, performans ölçümlerinin kutsal kâsesi olarak kar bazlı ortak (PPP) modelini oluşturdu. Brill’in Finley Kumble ifşası firmanın iflasına yol açtı.
Kendi adını taşıyan Hyatt Legal Services’ın kurucusu Joel Hyatt, haklarından mahrum edilmiş orta ve düşük gelirli milyonlarca Amerikalı için düşük maliyetli yasal hizmet sunulmasına öncülük etti. Daha sonra, ülkenin en büyük işveren destekli hukuk hizmetleri sağlayıcısı haline gelen Hyatt Legal Plans’ı kurdu ve yasal hizmet paket içeriğini genişletti. Hyatt, -sürümden kazanma- ölçek ekonomisinin yanı sıra yasal uygulama ile hukuk girişimciliği arasındaki ayrımı anladı.

İş Gücü Arbitrajı ve Teknoloji

Bin yılın başında ikinci bir yasal girişimci dalgası ortaya çıktı. Bu, eDiscovery’nin ilk günlerine ve bir zamanlar yüksek fiyatlı BigLaw ortakları tarafından gerçekleştirilen yüksek hacimli, düşük değerli görevlerin (esas olarak belge incelemesi) offshore göçüne denk geldi. Hukuk personeli istihdamı şirketleri; firmaların sabit bir maliyetten ziyade, gerektiği kadar ve iyi bir kâr marjı ile yeteneklerden faydalanmalarını sağlayan başka bir işgücü arbitrajı biçimiydi.
Hukuk girişimciler tarafından atılan bir sonraki adım, en büyük maliyeti oluşturan ve belgelerin manuel olarak gözden geçirilmesine çözüm üreten ve diğer “yasal” faaliyetlerde de kullanılabilecek teknolojiye yatırım yapmaktı. David Perla ve Pangea3’teki meslektaşları, UnitedLex’teki Dan Reed ve birkaç kişi, hizmet süresini kısaltmak, maliyeti azaltmak, riski azaltmak ve görevleri ölçeklendirmek için teknoloji, iş zekası, süreç ve işgücü arbitrajını birleştiren hukuk firması alternatifleri oluşturdu ve bu süreç önceleri ancak yüksek maaşlı firma avukatları ile yürütülebilirdi.
Her ikisi de büyük firmalarda çalışmış olan Perla ve Reed, sermayenin, teknolojinin ve sınıflandırmanın önemini fark ettiler. Hukuk firmalarının karşılaştığı düzenleyici kısıtlamaların dışında çalışarak, girdiyi (saat/başlangıç) değil çıktıyı (verimlilik/sonuçları) ödüllendiren kurumsal yapılar ve ekonomik modeller yarattılar. Pangea3, lansmanından altı yıl sonra Thomson Reuters tarafından satın alınan küresel bir operasyon inşa etmek için Sequoia Capital’in fonlaması da dahil olmak üzere 12,5 milyon doların üzerinde para topladı. Reed ayrıca UnitedLex’i kurmak için yatırım sermayesinden yararlandı ve onu çağdaş hukuk şirketinin paradigmasına dönüştürdü. Yüzlerce GE ve DXC kurum içi personelinin UnitedLex tarafından yakın zamanda ‘yeniden ve farklı şekilde piyasaya sürülmesi’, Reed ve diğerlerinin öncülük ettiği yasal dağıtımda tektonik bir değişimin kanıtıdır.

Hukuk Girişimcisinin Altın Çağı

Küresel mali kriz ve teknolojik ilerlemelerin dikkat çekici bir şekilde hızlanması ve küreselleşme, hukuk girişimcilerine elverişli bir iklim üretti. Mali kriz ve sonrası, mal ve hizmetlerin alım/satım dinamiklerini (hukuk dahil) sonsuza dek değiştirdi. ‘Daha azla daha çok’ yeni normal oldu.
Bulut teknolojisi, akıllı telefonlar, sosyal medya, yapay zeka ve diğer uygulamalar gibi teknolojik gelişmeler insanların yaşama ve çalışma şeklini değiştirdi. Çevik işgücü, geçici veya freelance çalışma ekonomisi, şeffaflık, verilerin tahmine dönüşmesi, ölçümler ve insan ve makinelerin işbirliği- ayrıştırmayı çabuklaştırdı ve hukuk şirketlerinin, hukuk teknolojisinin ve yasal operasyonların büyümesini hızlandırdı. Hukuk artık yalnızca avukatlarla ilgili değildir ve hukuk hizmetlerine olan talep istikrarlı bir şekilde artsa bile hukuk firmalarının avukat talebi durgundur.
Küreselleşme, iş dünyası için yasal uzmanlığın tek başına ele alamayacağı zorluklar ve fırsatlar yarattı. Kurumsal danışanlar; genellikle birbiriyle çelişen düzenlemelerden ve yeni bir dizi kurumsal tehditten oluşan karmaşık bir ağda gezinmek zorundadır – siber güvenlik, veri koruma ve sosyal medyanın etkisi gibi. Bu, hukuk, teknoloji ve iş alanlarında ölçeklenebilir, çevik, coğrafi olarak dağınık ve dijitalleştirilmiş bir uzmanlık gerektirir. Girişimciler işte tamda bu zorluğa cevap veriyor.
Kıymeti, risk toleransını ve gerekli uzmanlığı avukatlar değil, müşteriler belirliyor. Hukuk girişimcileri bu müşteri ihtiyaçlarını ele alıyor, tahmine dayalı araçlar, performans ölçümleri, öngörülebilir fiyatlandırma, dijitalleştirilmiş süreçler, 7/24/365 erişim, şeffaflık ve doğru görev/konu için doğru kaynaklar sağlıyorlar. Hukuk firmaları değil, hukuk girişimcileri “daha azla daha çok” talebine çözüm üretiyor.
Burford Capital, LegalZoom ve Dentons, pazarı dönüştüren hukuk girişimleri arasında sayılabilir. Her biri, daha önceki yasal girişimciler tarafından atılan temeller üzerine inşa edilmiştir.
Burford Capital, hukuk endüstrisine özel finansman sağlıyor. Şirket, dava ve tahkim ile uğraşan avukatlara ve müvekkillere çeşitli hukuki ve dava finansmanı çözümleri sunmaktadır. Burford 2009’da piyasaya çıktı ve şu anda neredeyse 4,5 milyar dolarlık bir piyasa değerine sahip. Şirket, 2017’de 1,3 milyar dolar yatırım yaparak toplam yatırım portföyü taahhüdünü 2017 sonunda 2,4 milyar dolara çıkardı. Burford, esneklik yaratmak için ve sermaye kullanarak hukuk ekonomisini sessizce dönüştürüyor.
2013 yılında piyasaya sürülen Dentons, ilk yasal holding olarak tanımlanabilir. Sadece çalışan sayısı bakımından dünyanın en büyük hukuk firması değil, aynı zamanda bir sevk ağı, bir hukuk ağı ve bir hukuk teknolojisi kuluçka merkezidir. Dentons uzmanlık, coğrafya, teknoloji, girişimcilik vizyonu, sermaye ve markadan yararlanan birbirine bağlı bir hukuk hizmetleri kuruluşları portföyü oluşturmuştur.
LegalZoom (LZ), “perakende” hukuk hizmetlerin sunumunda devrim yarattı. Sadece bilinen bir isim değil, aynı zamanda 1 milyondan fazla küçük ve orta ölçekli işletme de dahil olmak üzere 5 milyondan fazla müşteriye hizmet vermiştir. LZ, yasal hizmetlere erişimi geleneksel küçük firma modellerinden daha kolay ve daha uygun maliyetli hale getiren self servis ve kolay kullanımlı teknoloji platformu oluşturmak için yatırım sermayesi kullandı. Şirketin müşteri memnuniyeti derecesi, şirketlere hizmet sunan seçkin hukuk firmalarına nazaran oldukça yüksektir.

Sonuç

Hukukun, kitlelere erişim sorunu ve tüketici memnuniyetsizliği gibi çeşitli zorlukları vardır. Hukuk girişimcileri, bu zorluklara yanıt vermek için çağın gerisinde kalmış düzenlemelerden uzak durmaya çalışıyorlar. Perakende ve kurumsal tüketicilere, yasal hizmetlere daha kolay erişim ve verimli hizmet sağlamak için hukuk; sermaye ve teknolojiyi diğer uzmanlıklarla birlikte kullanıyor. Hukuki uzmanlık artık klasik danışmanlık ile eş anlamlı değildir; yeni nesil iş ve ekonomik modellerden yararlanılan bir bileşendir.
Avukatlar, hukukun kötücül zorluklarını tatmin etmekte başarısız oldular. Akıllı yatırım için, hukuk girişimcilerini seçin.
 

Yazar

Mark A. Cohen
UCONN Law mezunudur. Danışmanlık şirketi Legal Mosaic’in CEO’sudur. Dijital ilkeleri yasal işlevlere öğretmek, uygulamak ve ölçeklendirmek için oluşturulan küresel ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Digital Legal Exchange’in İcra Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktadır. Bu makale Forbes için kaleme alınmıştır. Yazarın izni ile yayınlanmaktadır. Orjinal metne ulaşmak için tıklayınız.